Ay Evreleri ve Etkileri

Neden Ay Takvimi Kullanmak Zorundasınız?
İnsanlık, ilk çağlardan bu yana gökyüzüyle ilgilenmiş; başta Güneş ve Ay olmak üzere, yıldızları ve gezegenleri gözlemlemiş ve bunların döngülerinin hayatlarına etkilerini araştırmıştır. Allah, helezon şeklinde ilerleyen gezegenlerin içerisine ruhumuzun yıldızını yaratarak yaşamlarımızı başlatmıştır. Her gezegenin ve uydularının yaydığı enerji frekanslarıyla, bitkilerin DNA’larını aktive eden aminoasitler vasıtasıyla yaşam döngüsünü düzenlemiş ve insanoğlunun rızkına kefil olmuştur.
Dünyamızın, diğer gezegenler ve Ay düzlemine göre maruz kaldığı frekanslar, bitkilerin gelişimini de doğrudan etkilemektedir. Örneğin, Satürn, Ay, Güneş, Jüpiter, Merkür, Mars ve Venüs hizalanmaları gibi durumlarda buğday verimi farklılık göstermektedir.
Satürn’den gelen frekansların, bitkilerde kök, yaprak ve meyve oluşumunda hücre yığını meydana getirdiği ve bitkileri, hastalıklara ve bazı zararlı böceklere karşı dirençli hâle getirdiği gözlemlenmiştir.
Mars frekansları ile oluşan proteinlerin, Venüs frekansları sayesinde aktive edilerek bitkiyi beslediği görülmektedir.
Jüpiter, bitkilerdeki kimyasal faaliyetler ve içerikler ile ilişkilidir. Nişasta, şekerden; karbonhidratlar, yağlardan; parçalanan proteinler ise alkaloidlerden oluşur. Bu maddeler, tohumlarda ve meyvelerde belirli özellikler meydana getirir. Kozmik etki, daha yoğun köklere ve daha ince, aromatik meyvelere sebep olur.
Tarımda, Ay hareketlerinin bitkinin genetik performansı üzerinde etkisi olduğu keşfedilmiş, bu nedenle birçok çiftçi ekim ve dikim zamanlarını Ay evrelerine göre planlamaya başlamıştır. Ay süreçleri, çoğalma ve kalıtımla; hücresel çoğalma, bitki beslenmesi, şişme, büyüme ve hücre bölünmesi süreçlerinde aktif rol oynar. Ay, kum saati misali, bitkinin iç çekim kuvvetini değiştirir. Bitki köklerinde sentezlenen cytokinin ve metabolitleri, Ay’ın aydınlık döneminde tepe kısmına çekilerek, bitkinin meyveye yatmasını ve çiçek açmasını sağlar. Tepe kısmında sentezlenen auxin ve metabolitler ise, Ay’ın çekim gücü ile kök bölgesine taşınarak kök gelişimini düzenler. Bitkiler negatif elektrik yüklüdür. Besin elementleri olan Ca⁺² ve Mg⁺² gibi pozitif yüklü iyonlar, Ay’ın aydınlık döneminde bitki tarafından daha kolay alınır ve tepe dokularına taşınır. Ay’ın aydınlık dönemindeki (yeşil aksam günleri) aşılık çeliklerle yapılan aşılamalarda, doku uyumu daha kolay sağlanır. Budama işlemi, bitki enerjisinin köklerde yoğunlaştığı Ay’ın karanlık (kök günü) döneminde yapılırsa gutasyon (yaralardan su sızması) görülmez ve enfeksiyon riski azalır.
Yabancı otlarla mücadelede de Ay’ın evreleri ve önemi
Aslan burcu döneminde, ilkbaharda Ay aydınlıkken yabancı ot tohumlarının filizlenmesi artar. Bu nedenle kültürel mücadele bu dönemde yapılmalıdır. Kimyasal mücadele ise, Ay karanlık (kök günü) dönemindeyken uygulanmalıdır ki kimyasal bileşikler köklere kadar inebilsin. Sonbaharda Ay aydınlıkken yapılacak bir kültürel mücadele ile toprağın işlenmesi, yabancı otların çıkışını azaltacaktır.
Aynı tür bitkiler aynı zamanda ekilip dikilse bile, farklı kişilerde farklı verim ve meyve tiplerinin oluşması gözlemlenmiştir. Bu da, kozmik etkilerin bireysel düzeyde bile fark yaratabileceğini göstermektedir.
İnsan bedeni de Ay’dan etkilenir.
Dolunay zamanında kandaki dolaşım hızı artar. Bu nedenle, Hipokrat başta olmak üzere eski hekimler, ameliyatları ve hastalık tedavilerini Ay’ın evrelerine göre planlamışlardır. Gözlemlerine göre, dolunayda yapılan ameliyatlar daha fazla kanamaya sebep olmakta, yaralar geç iyileşmekte ve dikişler kolayca açılmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda, 15. yüzyılda yaşamış tıp doktoru İbn-i Şerif, “Yadigar” adlı eserinde Ay’ın evreleri ile kan aldırma arasındaki ilişkiyi ele almıştır.
Ay’ın 14. ve 15. günlerinde kan aldırılmamalı, hacamat yapılmamalıdır. Bu dönemlerde vücuttaki hıltlar (sindirilmiş besinlerin karışım hâli) damarların uç noktalarına kadar ilerler ve damarlar dolar.
Bu dönemde alınan kanla birlikte iyi ve saf kan dışarı çıkar, ancak zararlı maddeler içeride kalır.
Ay karanlığa dönerken alınan kan ise, içerideki temiz kan içeriye dönerken dışarıda kalan ağır hıltlarla birlikte vücudu terk eder ve daha sağlıklı bir arınma sağlar.
Ay, günde dört kez balıkların davranışlarını da etkiler.
Ay ufka en yakın konumdayken (doğuş, batış, en tepede ve en dipte) balıkların hareketi artar ve av daha verimli hâle gelir. Bu durum, yıllar süren gözlemlerle sabittir.
İnsanlar zaman içinde şunu fark etmiştir:
Doğru zamanda ekilen bitkiler, hastalıklara daha az yakalanmakta ve daha fazla ürün vermektedir.
Ay’ın aydınlık döneminde yapılan ekim ve dikim işlemleri önerilmez; çünkü bu dönemde bitkilerin bünyesindeki metabolitler, zararlı böceklerce daha görünür hâle gelir ve böceklerin döngüsüyle çakışır.
Ayrıca, Ay’ın aydınlık döneminde yetiştirilen sebzelerden yapılan salça, turşu gibi ürünler kolayca küflenir, erir ve kullanılmaz hâle gelir.
Tarımda başarı, yalnızca kaliteli tohumla değil; tohumun doğru zamanda ekilmesi, doğru zamanda doğru gübreyle beslenmesi ve doğru zamanda hasat edilmesiyle mümkündür.
Bu bütünlük içinde Ay takvimi, doğanın ritmine uyum sağlamak için önemli bir rehberdir.

![]()
